HAMUŞ

11:05:00 Fatma Dilek Kitap 0 Comments

“Bişnev (Dinle)” diye başladı Hz Mevlana ölümsüz eseri  Mesnevi’ye  ve “Hamuş” mahlasını yakıştırdı kendisine. Yazdığı Elli İki Bin den fazla beyitin herbiri, kitaplara sığmayan manalar söylerken; bu eserlerin müsebbbibi olan Zat nasıl olur da  “Sessiz, Suskun” olurdu?
Mevleviler mezarlıklarına; susmuşlar, sessizler evi anlamına gelen  “Hamuşan” derlerdi. Onlara göre orada yatanlar artık “susmuşlar”dır. Bu noktada akla “Ölmeden önce ölünüz” hadisi şerifi geliyor. Dünyanın bütün nimetlerinden faydalanmak ama bunlara gönül bağlamamak. Zahiren bu dünyada yaşıyor olmak ama batında Sevgiliyle beraber olmak. Mezardaki ölünün kabullenişiyle, henüz yaşarken dahi üzerimizde gül de bitse diken de bitse eyvallah demek.
Belki de bu suskunluğun sebebi Hz Mevlana Celaleddin Rumi’nin şöyle düşünmesidir: Bu kadar söz söyledim ama aşkı anlatmaya yetmedi. Aşkı anlatmaya çalıştıkça onun karşısında aciz kaldım, aklım şaştı, dilim lal oldu. İş, aşkı anlatmaya gelince bir yerden sonra bana susmak düştü. Aşk, ona talip olanların gönlüne ansızın girer, orayı cayır cayır yakar, onu yok ederek hakikatte var eder.Aşkı anlatmaya çalışmak nafile,aşk bizim kelimelerimizle değil kendi lisanıyla konuşur.

“Hamuş” dedi. Ben sustum dedi. Saadece; Şems Hazretlerinin himmetiyle, Allah’ın ilhamını yazan kalem olma şerefine eriştim. Akıl kuşu uçmuş, aşk şarabıyla mest olmuş bir sarhoşum ben işte o kadar.

“Bişnev (Dinle)” diye başladı Hz Mevlana ölümsüz eseri  Mesnevi’ye  ve “Hamuş” mahlasını yakıştırdı kendisine. Yazdığı Elli İki Bin den f...

0 yorum: