NELER OLUYOR BİZE?

09:23:00 Fatma Dilek Kitap 0 Comments

Ne oldu da teker teker kabuklarımıza çekildik? Ne oldu da herkes kapıları birbirinin yüzüne çarptı? Tanımadıklarımız şöyle dursun, tanıdıklarımıza bile selam vermek ağır gelmeye başladı. Çevremize yabancılaşmak için fırsat mı kolluyorduk acaba? Televizyonu ve interneti bu yalnızlığın günah keçisi ilan etmek vicdanlarımızı rahatlatmak için yeterli mi?

İletişim çağındayız. Bütün imkanlar elimizin altında buna rağmen mesela yaşlı bir akrabayı arayacak vaktimiz yok. Hepimiz çok meşgulüz. Çok önemli işlerimiz var. Zamandan ve enerjiden tasarruf etmemiz şart. Bu tasarrufu da ilk etapta akrabalarla, komşularla irtibatımızı keserek sağlıyoruz. Başka çaremiz yok ki!

Komşunun kapısını çalıp “Bir şey lazım mı?” diye sormadan çarşıya gitmeyen bir nesilden, komşunun adını bile bilmeyen bir nesile dönüştük. Komşusunun evini soyan hırsızın orada oturduğunu zannedip evi soymasına yardım eden komşu duydum. Allah sonumuzu hayretsin.

Öyle bir hale gelmişiz ki misafir kabul etmek lütuftan sayılır olmuş. Asıl evine misafir gelmesinin bir lütuf olduğu unutulmuş. Misafir olmadan sofraya oturmayan Hz İbrahim (A.S.)’in bir bildiği vardır elbet.

“Bir kimse, bir mü’minden dünya sıkıntılarından birini giderirse, Allah da kıyamet gününde o mü’minin sıkıntılarından birini giderir. Bir kimse darda kalana kolaylık gösterirse, Allah da ona dünya ve âhirette kolaylık gösterir. Bir kimse, bir müslümanın ayıbını örterse, Allah da onun dünya ve âhiretteki ayıplarını örter. Mü’min kul, din kardeşinin yardımında olduğu sürece, Allah da o kulun yardımındadır. Bir kimse ilim elde etmek için bir yola girerse, Allah da ona cennetin yolunu kolaylaştırır. Bir cemaat, Allah Teâlâ’nın evlerinden bir evde toplanıp Allah’ın kitabını okur ve onu aralarında müzakere eder, anlayıp kavramaya çalışırlarsa, üzerlerine sekinet iner ve kendilerini rahmet kaplar. Melekler onları kuşatırlar, Allah Teâlâ da onları kendi nezdinde bulunanların arasında anar. Amelinin kendisini geride bıraktığı kişiyi, nesebi öne geçirmez.”(Ebû Hüreyre) Derdine derman olacak bir kardeş aramamız gerekirken selam verip borçlu çıkmaktan korkuyoruz galiba. Aman kimsenin işine karışmayalım. Kimseye iyiliğimiz dokunmasın. Elimizde imkan olduğu halde bize gelen kardeşimizden yüz çevirelim, onu başımızdan savalım. Olur da yardım edelim derken egomuz filan zarar görür maazallah! Oysa “Ameller niyetlere göredir.”(Buhâri) Sonuç görünürde şer bile olsa niyet hayır akıbet hayırdır.

İnsan yaratılış gereği sosyal bir varlıktır. Toplum olarak içine sürüklendiğimiz “yalnızlaşma” hastalığı bir kere doğamıza aykırı. Yaratıcımız olan yüce Allah C.C.,sanatını en iyi tanıyan sanatkar, gönderdiği dinler vasıtasıyla insanı sosyalleşmeye teşvik etmekte. Bizse bu ahir zamanda inatla buna direnmekteyiz.


Rabbimiz, birbirini Allah rızası için sevenlere hiçbir gölgenin olmadığı ahret gününde kendi gölgesinde gölgelenmeyi vaat ediyor. Tamam, birbirimizi sevmiyor değiliz ama Hz Mevlana’nın dediği gibi “Dava şahit ister.”  Şahidimiz hiç değilse bir selam olsun.

Ne oldu da teker teker kabuklarımıza çekildik? Ne oldu da herkes kapıları birbirinin yüzüne çarptı? Tanımadıklarımız şöyle dursun, tanıdıkl...

0 yorum: