LEYLA'NIN TESETTÜR HİKAYESİ

15:54:00 Fatma Dilek Kitap 0 Comments

Biliyorsunuz TESETTÜR BAŞIMA GELEN EN GÜZEL ŞEY adlı bir kitabım var. Şimdilik wattpadden okunabiliyor. Bu akşam kitaba ekleyeceğim bir örtünme hikayesini bloga koymak istedim. Arkadaşım Leyla'nın hikayesi. Leyla ve onu çok etkileyen Binnaz Anne
https://www.wattpad.com/user/FatmaDilek_

LEYLA'NIN HİKAYESİ



Binnaz Annenin bende çok özel bir yeri var. Hayatım boyunca bir sürü annem oldu, öz annem, üvey annem, çocuk esirgeme yurdundaki pek çok bakıcı annem… ama Binnaz Anne “anne” kavramını her şeyiyle karşılayan kişi. İyi ki böyle güzel birisiyle karşılaşmışım, onu tanıdığım için insanların içindeki iyiliğe inanıyorum Mükemmel insanlar var, çünkü Binnaz Anne vardı. Öyle sevgi doluydu ki, öyle bir sarılırdı ki unutamıyorum sarılışını. “Kızım seni içime sokasım geliyor.” derdi sarılırken.
Ben ve birkaç kız daha onun peşini bırakmazdık, bizi sevsin diye ona yaklaşırdık. Herkese ilgi gösterirdi ama biz daha fazla ilgi için her fırsatta ona sokulurduk ve karşılık görürdük. “Sen benim evladımsın, bir doğurmadığım kalmış.” dediğinde sevgisine inanıyordum, o sevgi benim için çok fazla şey ifade ediyordu, anne sevgisiydi o.
Gerçek sevginin kimde olduğunu daha o yaşlarda hissedebiliyor insan. Ben gerçek sevgiyi Binnaz annede gördüm ve onun iyiliğini, temizliğini, dindar oluşunu Allah korkusuna bağladım. Bu kadar güzel bir insan ne yapıyorsa o doğrudur diyordum. En çok dinin eleştirildiği yıllarda, 28 Şubat öncesinde Binnaz annenin örtülü olmasıyla çok uğraşmışlardı. Çocuklara en faydalı kişi sadece başını örtüyor diye dışlanıyor, kötü insanlar sırf kıyafetleri istenildiği gibi diye el üstünde tutuluyordu. Buna da isyan ettim.  O yıllarda Binnaz anneye yapılanları unutamıyordum. Sırf tesettürlü diye çocuklardan uzaklaştırdılar, onun yanına gitmeyi de bize yasakladılar. Çocukların beynini yıkayamasın! diye çamaşırhaneye göndermişlerdi. Kimseye görünmeden onu görebilmek için çamaşırhanaye giderdim.   Bir keresinde yine çamaşırhaneye gidip dizine yatmıştım. Bizi müdür yardımcısı yakaladı 50 yaşında kadına bir bağırdı. Suçum çok büyüktü?? Hem yanına gitmişim hem dizine yatmışım öyle yakalandık. Sanki çok kötü bir şey yapıyor gibi davrandı müdür yardımcısı. Oysa sadece beni seviyordu. Binnaz Annenin o günkü ağlamasını unutamıyorum. Asla bunu hak edecek bir hareket yapmamıştı. Annesinden babasından ayrı kalmış bir kız çocuğunun başını okşamaktı tüm suçu. Ona yapılan bu haksızlıklara karşılık genç kızların yanında yapılmayacak hareketler yapan kişiler seviliyordu, değer görüyordu. Bunu kabullenmek imkansız,  buna itiraz etmemek imkansız. Birazcık vicdanı olan itiraz eder. Bu durum beni çok etkiledi. Yapılan baskılar nedeniyle dışlanmak yerine taraftar buldu Binnaz Anne. İnsanlar mazlumun yanında olmak istedi. Baktılar olmuyor en son Erzurum’a sürdüler. Duyduğuma göre sonra emekli olmuş. Ciddi bir şekilde arasam bulurum da yaşlandığını görünce çok üzülürüm diye aramaya  cesaret edemiyorum. onu düşündükçe hala içim sızlar.
Yuvada ilkokul çağındayken bizi camiye göndermişlerdi. Ondan sonra yurda bir hoca geldi Arapça harfleri sureleri ezberlettirdi. İster istemez sağdan soldan duyduklarımızla bir Allah inancı oluşmuştu, sonradan bu yok edilmeye çalışıldı mı? Evet. Ama ben tam aksine buna karşı çıkmak için araştırdım. Çok sevdiğim bir ablam vardı ateistti, halk eşitlik, özgürlük… diyordu bunlar bana mantıklı gelmişti ama bir gün beni dua ederken gördü. “Sen de mi Leyla?? Görünmeyen bir varlığa mı inanıyorsun?” dedi. Akıl karıştırıcı sorular soruyordu. O görüşteki ablaların da beni sevdiklerine inanıyordum. Sorgusuz sualsiz her söylediklerini kabul ettiğim halde inanç meselesini eleştirdiklerinde “Dur” diyordum. Kafamı karıştıran şeyler sorduklarında buna cevap verme ihtiyacı duyup araştırmaya koyuluyordum.
Dinden soğutmak için sorulan sorulara cevap verebilmek için daha çok araştırdım namaz kılmaya başladım. Lise 1 de kapandım. Baskılara dayanamayıp kısa bir süre içinde açmak zorunda kaldım. Her zaman ders konusunda yuvanın, yurdun en çalışkanı bendim. Mesela bir ziyaretçi geldiğinde başarılı örnek öğrenci olarak vitrine koyulurdum. Başımı örtünce en yaramaz tembel benden daha üstün oldu. Beni ötelediler, dışlanmak o yaşlarda canımı çok acıttı. Yurttan başka bir ailem yoktu, orası ailemdi. Küsüp nereye gidecektim? İdareciler arkadaşlarımı dahi bana karşı kışkırtmışlardı. Basit gibi gözüken şeyler o yaşlarda çok etkiliyor insanı. Yurt okul gibi değildi ki bırakıp ailene gidesin. Hep orada yaşıyorsun orası senin bütün hayatın. Dışlanmak çok kötüydü. Çok gençtim, yalnızdım inancım için örtünmüştüm ama desteğe ihtiyacım vardı, o desteği bulamadım.
Hiç unutmuyorum bir tane ablamız vardı Handan Abla matematik öğretmeniydi. 23-24 yaşındaydı bizim gibi ergenlerle ilgileniyordu. Oraya gelip mesai bitsin diye beklemiyordu. Hepimizi tek tek tanıyıp ne sorunumuz varsa çözüm üretmeye çalışan tam kelime karşılığıyla idealist bir insandı. Binnaz Anne gibi kapalıydı ama bazı yönleriyle ondan ayrılıyordu. Genç,  güzel, üniversiteden yeni mezun, tam bir kitap kurdu,  güncel hayatı takip eden,  çocuklarla oturup fikirler paylaşan, saygılı, edepli örnek bir kişiydi. Kısacası hayran kalmıştım ona. Onun gibi olmak istedim. Binnaz anne kapalı kadını temsil ediyordu ya ama hep bir kenara itilmiş çamaşırhanede köşede kalmış bir kadındı. Örtünmek istiyordum ama köşede kalmak asla istemiyordum. Hayatın içinde aktif bir rol almalıydım.  Handan Abla en güzel şeyi olmuştu, matematik öğretmeni. Hem o kadar inceydi ki çocukların saatinin tamirine kadar ilgilenirdi ve tabi ki onun da örtüsüne taktılar. Eşini benzerini bile görmediğim bir kadındı. Kopyala bütün Türkiye’ye dağıt Türkiye kalkınsın. Takdir göreceğine başörtüsü var diye işten çıkmak zorunda kaldı o dönemde. İdeolojinin gözü kör etmesi diye bir şey var herhalde ondan kaynaklanıyor. Bu iyiliği nasıl göremezler ? Aklım almıyor.
4-5 sene önce tekrar kapandım.  Namaz kılıyordum zaten. Bir süre sonra kısa kolu giymemeye başladım namaz kılıyorum diye namaza hazır olmak için uzun kollu giyiyordum, etek ve başörtüyü yanımda taşıyordum, bari giyeyim üstümde taşıyayım dedim. İnanıyoruz ya o inanç çok önemli. Mescitte kendimi öyle bir korunaklı hissediyordum ki aslında bu içimden gelen, olması gereken. Örtülüyken korunaklı,  rahat, konfor içinde mutluydum. Mescitten çıkıp başımı açınca bir boşluk duygusu kaplıyordu içimi. Şimdi daha iyi hissediyorum kendimi. Başımda örtü olmazsa bir boşluk var sadece örtünün kapattığı alan kadar bir boşluk değil daha büyük.
Kızlarım ilkokulu bitirince özel yaz okuluna gönderdim. Kuranı Kerim, hadis öğretiyorlardı. Bu bilgileri oradan almaları daha doğru geldi ama ben de örnek olmaya çalışıyorum. Ne olursa olsun o namazın saati geçmeyecek mesela. Namazın farz olduğunu belirttim. Kıldıkları zaman ödüllendirmeyi de denedim. Namaz kılarsanız şunu alırım bunu alırım dedim fakat namaz kılmıyorlar. Arada sırada canları isterse hep beraber kılıyoruz. Çok küçükken kılardı Ayşe, mutlaka sabah namazına kaldır diye tembihlerdi ama okul, dersler derken bıraktı. İnşallah ilerde kılarlar. Çocukların kılık kıyafetlerine de dikkat ediyorum. Kızlar çok dar giysilerle dışarı çıktıklarında uyarıyorum, hoş olmuyor. Gençler çevrelerinden etkileniyorlar. Kapalı arkadaşları var okulda ama kısıtlanmaktan korkuyorlar. Gençlerin dünyasında bu o kadar zor ki. Bizim için çok kolay çünkü artık hayatımız bir düzene girmiş, kişiliğimiz oturmuş dışarıdan gelen eleştirilere karşı kendi inancımız daha güçlü ama o yaşlarda insan dışarıya daha açık oluyor. Çocuklar küçük bir eleştiride nasıl yıkılır, düşün. Ben çok iyi anlıyorum onları mesela bazı gençler hem yaşıtlarına uymak istiyor hem inancını yaşamak istiyor, arada kalıyor, bu kıyafetlerine de yansıyor. O dengeyi sağlamaya çalışıyor inşallah inancı ağır basar toplumsal baskıdan kurtulur. Kızın içinde var ki başını örtmüş ne kadar güzel bir şey inşallah adım adım güçlenerek çıkar oradan. Modern kapalı kızları hiç eleştirmiyorum hatta teşvik etmek istiyorum. Benim çocuklarım da başkalarının çocukları da hep iyiye gitsin.
Cumartesi günü yeğenimi görmek için hastaneye gidecektim. Ziyaret saatini kaçırmayayım diyerek  alelacele  evden çıktım. Pantolon giydim, üstüne uzun tunik giyecektim onu giymeyi unutmuşum, kısa bir mont takmışım üstüme, farkında değilim. Durağa geldiğimde kıyafetimden inanılmaz derecede rahatsız oldum. Eve dönsem hastaneye yetişemeyecektim. İndiğim yerde basma etek satılıyordu. Hiç üzerimdeki diğer giysilerle uyumlu mu değil mi diye bakmadan bir tane alıp taktım altıma. öyle bir rahatladım ki “Oh be!” dedim, sanki ayağımı sıkan bir ayakkabı giymişim de çıkarıp ondan kurtulmuş gibi hissettim.

Kitap burada https://www.wattpad.com/story/87105095-tesettür-başıma-gelen-en-güzel-şey



Biliyorsunuz TESETTÜR BAŞIMA GELEN EN GÜZEL ŞEY adlı bir kitabım var. Şimdilik wattpadden okunabiliyor. Bu akşam kitaba ekleyeceğim bir örtü...

0 yorum: