KAPILAR/ PENCERELER

18:47:00 Fatma Dilek Kitap 0 Comments

Kapılar açılır, kapılar kapanır, örtülür, çekilir, kırılır, kilitlenir, çalınır, dinlenir. Kapıların önünde beklenir, kapısına kul köle olunur. İçerisiyle dışarısı arasındaki sınırdır. Mahremiyetin sembolüdür, arkasında saklandığımız, kendimizi güvende hissettiğimiz bekçidir.

Kimilerine kapattığımız, kimilerine aralık bıraktığımız, bazılarınaysa ardına kadar açtığımız gizemin anahtarıdır. Kapıların bize umut verdiği de görülmüştür. Ne de olsa biri kapanırsa diğeri açılır.

Kapıların ardında başka kapılar bekler kimi zaman. İlkini aşamayan diğerlerini çalamaz. 4 kapı 40 makam tasavvuf yolcularının yolunu gözler. “Şeriat, tarikat yoldur varana/Hakikat marifet andan içeru/ Evvel kapu şeriat, geçse andan tarikat/ Gönül evi marifet ışk hakikat içinde” (Yunus Emre)
Cennetin 8 kapısı, cehennemin 7 kapısı olması, Rahmeti gazabını geçmiş olanın merhametinin sonsuz işaretlerinden sadece biri. Nitelikten anlamayan akıllarımıza nicelikle verilmiş bir mesaj.
Velhasıl kelam kapı, çalana açılır. Hangi kapıyı çaldığımıza dikkat!

Bir evin dünyaya açılan kapısı: Pencereler… Dört duvar arasından süzülen yollar…

Bir pencere lazım gelir bazı zamanlar, açar açmaz yüreğini sıkıştıran ne varsa söküp atmaya, içindeki isi pusu alıp götürmeye bir pencere yeter bazı zamanlar. Geceleri, gündüzleri görmek istediğimizde ya da taptaze bir nefes için sabırsızlandığımızda aralayıp ferahladığımızdır. Birşeyleri beklerken, önünde hayallerle gerçeklerin birbirine karıştığı, dışarıda oynayan çocukları ya da karşı apartmanın duvarını izlerken korkularımızın, umutlarımızın araya girip zihnimizde dolaştığı bir tualdir. Camındaki dumanlı gözlerimizin yansımasında gerçekler yüzümüze yüzümüze vurur. Pencereden bakmak bir yerde cesaret ister. Kimi zaman bir yüzleşmedir camın ardına dalıp gitmek.

Aslında nereye gidersek gidelim manevi pencerelerimizi yanımızda taşırız. Onlarla hayata bakıp, oradan değerlendiririz, değer biçeriz. Çok sevdiğim bir ablamın sözü geliyor aklıma. “Şimdi ben buradan bakınca ne görüyorum.” demişti dükkanın penceresini göstererek. “Camda leke olmuş. Camdaki lekeye bakarsam lekeyi görürüm. Halbuki camın arkasına bakarsam ne görürüm. Çiçekler, bulutlar neler neler görürüm. Lekeye bakıp kalırsam camın arkasındaki güzellikleri göremem ki. Siz de camdaki lekeye değil camın arkasına bakın.”


Taş duvarların arasından bizlere iyilik ve güzellikleriyle mutluluk kapılarını açan, sevgi pencerelerini aralayan değer biçilemez sevgili dostlarımıza varlıklarıyla hayatımıza kattıkları bütün her şey için sonsuz teşekkürler.

Kapılar açılır, kapılar kapanır, örtülür, çekilir, kırılır, kilitlenir, çalınır, dinlenir. Kapıların önünde beklenir, kapısına kul köle o...

0 yorum: